Skip links

Kaygı ile Yaşamak Zorunda Değilsiniz

Kaygı; çoğu zaman “her şey yolundayken bile” zihnin durmaması, bedenin sürekli tetikte olması ve geleceğe dair bitmeyen senaryolarla kendini gösterir. Kalp çarpıntısı, nefes darlığı, mide sıkışması, uyku problemleri, odaklanma güçlüğü ya da sürekli bir huzursuzluk hissi…
Bunların hiçbiri “abartı” değildir ve yalnız değilsiniz.

Birçok kişi kaygıyı yalnızca stres sanır ve zamanla geçmesini bekler. Oysa kaygı, çoğu zaman zihnin ve bedenin geçmiş deneyimlere verdiği öğrenilmiş bir tepkidir. Görmezden gelindikçe ya da bastırıldıkça farklı biçimlerde kendini göstermeye devam edebilir.

Kaygı Neden Bu Kadar Güçlü Hissedilir?

Kaygı yalnızca düşüncelerle ilgili değildir; beden, duygu ve geçmiş yaşantılarla birlikte çalışır.

Bazen çocuklukta öğrenilen bir güvensizlik duygusu, bazen ilişkilerde yaşanan kırılmalar,
bazen de kontrol etme ihtiyacının ardındaki görünmeyen korkular kaygıyı besler

Bu nedenle “mantığını kullan” ya da “sakin ol” gibi telkinler çoğu zaman işe yaramaz. Çünkü kaygı, büyük ölçüde bilinçdışı düzeyde çalışır.

Kaygı Herkeste Aynı Şekilde Ortaya Çıkmaz

Kaygı tek bir duygu gibi görünse de, aslında beden, zihin ve duyguların birlikte verdiği bir tepkidir. Bu yüzden herkeste farklı şekillerde hissedilir ve ifade bulur.

Bedende Kaygı

Kaygı, bedenin “tehlikeye hazır ol” mesajı vermesiyle ortaya çıkar:

  • Kalp atışlarının hızlanması,
  • Göğüste sıkışma ya da nefes alamıyormuş hissi,
  • Mide ve bağırsak problemleri,
  • Kas gerginliği, çene sıkma, baş ağrıları,
  • Çabuk yorulma ya da sürekli tetikte olma hali.

Bu belirtiler zaman zaman tıbbi bir sorunla karıştırılabilir ve kişiyi daha da kaygılandırabilir.

Zihinde Kaygı

Zihinsel düzeyde kaygı çoğunlukla durmayan düşüncelerle kendini gösterir:

  • “Ya kötü bir şey olursa?” düşüncelerinin sıklaşması,
  • Sürekli geleceği kontrol etme ve senaryolar kurma,
  • Karar vermekte zorlanma,
  • Aynı düşüncelerin tekrar tekrar zihne gelmesi,
  • Rahatlayamama, zihni susturamama hissi,

Kişi bu durumu sıklıkla “çok düşünüyorum” ya da “her şeyi kafama takıyorum” şeklinde ifade eder.

Duygusal Düzeyde Kaygı

Kaygı her zaman belirgin bir korku şeklinde yaşanmaz:

  • Nedensiz bir huzursuzluk,
  • İç sıkıntısı,
  • Sabırsızlık ya da çabuk irrite olma,
  • Kendine karşı sertleşme,
  • Sürekli bir şeylerin eksik ya da yanlış olduğu hissi,

Bu duygular zamanla kişinin kendisinden ve çevresinden uzaklaşmasına neden olabilir.

Kaygının Farklı Görünümleri

Kaygı tek tip değildir ve yaşamın farklı alanlarında farklı biçimlerde ortaya çıkabilir:

  • Genelleşmiş kaygı: Hayatın pek çok alanına yayılan sürekli endişe hali
  • Panik belirtiler: Aniden ortaya çıkan yoğun bedensel tepkiler ve kontrol kaybı korkusu
  • Sosyal kaygı: Başkaları tarafından değerlendirilme ya da yanlış anlaşılma endişesi
  • Performans kaygısı: İş, sınav ya da sorumluluk anlarında yoğun baskı hissi
  • İlişkisel kaygı: Terk edilme, yeterince sevilmeme ya da bağlanmaya dair endişeler

Bazen kişi bu başlıklardan birine net olarak uymaz; kaygı daha dağınık ama yine de yorucu bir şekilde varlığını sürdürebilir.

Bir Klinik Psikolog Olarak Kaygıya Nasıl Yaklaşıyorum?

Görüşmelerimizde yalnızca belirtileri azaltmaya yönelik bir süreç olarak görmüyorum.
Amacımız birlikte:

  • Kaygının ne zaman ve neden ortaya çıktığını anlamak
  • Bedensel tepkileri tanımayı öğrenmek
  • Kaygının altında yatan duygusal ihtiyaçları ve iç çatışmaları fark etmek
  • Kişinin kendisiyle ve ilişkileriyle daha güvenli bir bağ kurabilmesini sağlamak

Psikodinamik bakış açısı ile çalışarak, kaygının yalnızca bugünkü tetikleyicilerini değil, hayat hikâyesindeki yerini ele alıyoruz. Bu da daha kalıcı ve derin bir değişim alanı açıyor.

Ne Zaman Destek Almayı Düşünmelisiniz?

Kaygı zaman zaman herkesin hayatında olabilir. Ancak bazı durumlarda, kendi kendine geçmesini beklemek yerine birlikte bakmak çok daha iyi olacaktır.

Aşağıdaki durumlardan biri ya da birkaçı size tanıdık geliyorsa, psikolojik destek için doğru bir zamanda olabilirsiniz:

  • Kaygı günlük yaşamınızı, ilişkilerinizi ya da işlevselliğinizi etkiliyorsa,
  • Sürekli tetikte hissetmekten yorulduysanız,
  • Bedensel belirtiler (çarpıntı, nefes darlığı, mide sorunları) sıklaşıyorsa,
  • Zihniniz sürekli meşgulse ve rahatlayamıyorsanız,
  • Kendinize karşı daha sert ve sabırsız olduğunuzu fark ediyorsanız,
  • İlişkilerinizde tekrar eden kaygılı döngüler yaşıyorsanız,
  • Böyle yaşamak zorunda mıyım?” sorusu aklınıza geliyorsa.

Bu soru çoğu zaman değişim ihtiyacının sessiz bir işaretidir.

Güvenli Bir Alan Mümkün

Psikolojik destek; yargılanmadığınız, acele edilmediğiniz ve gerçekten anlaşıldığınızı hissettiğiniz bir alan olmalıdır.

Bu alanda kaygınızı “yenmeniz” değil, onu anlamanız hedeflenir. Çünkü anlaşılan şey dönüşür.

Eğer siz de kaygıyla daha sakin, daha dengeli ve kendinize daha yakın bir yaşam kurmak istiyorsanız, bu yolculukta size eşlik edebilirim.

Kl. Psk Emin BAYRAKTAR